Savaş bölgesine intikal edildiğinde, ilk olarak internet erişimi ve GPS sinyalleri kesintiye uğrar. Seyir emniyeti açısından GNSS (Global Navigation Satellite System) verilerinin kaybı veya "jamming/spoofing" gibi müdahalelere maruz kalması, mevki koyma hassasiyetini ortadan kaldırarak seyir riskini arttırır. Bu durum, sadece teknik bir arıza değil, geminin ve personelin güvenliğini doğrudan tehdit eden bir meseledir. İletişim hatlarının karartılması geminin dış dünya ile olan veri akışını keserek izolasyonu artırır.
İnternetim kesildiği için savaştan nefret ediyormuşum gibi görünmesin. Elbette halkın iletişim araçlarının kısıtlanması ve iletişim özgürlüğünün sınırlanması da savaştan nefret etmem için bir gerekçe; ancak tek sebep bu değil. Örneğin, limanda sürekli "dron saldırısı olacak" diye sirenler çalıyor ve tüm işçiler sığınaklara iniyor. Biz ise gemide, ofiste veya başka bir noktada çalışmaya devam ediyoruz. Az önce geçtiğin ya da birazdan tekrar geçeceğin açık sularda bir geminin vurulduğunu duyuyorsun. Hiçbir şey olmayacakmış gibi yaşayıp, her an bir şey olacakmış gibi düşünmek zorunda kalıyorsun. Bu psikolojiyle çalışmak zorunda kalmaktan ve bazen işin ciddiyetini yitirmekten nefret ediyorum.
Totaliter rejimler savaşı; halkı iktidara konsolide etmek ve dikte rejimini sürdürmek için bir taktik olarak kullanıyor. Senin, benim ya da bir çocuğun ölmesi onlar için sadece bir savaş zayiatı, bir teferruat... "Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır" deniyor. İşte biz denizciler de o ufak, önemsiz, asıl amaç uğruna kaybında sakınca görülmeyen "teferruatlarız".
Savaştan nefret ediyorum; çünkü savaş sadece hayatları sonlandırmakla kalmıyor, beraberinde açlığı, sefaleti ve soğuğu da getiriyor. Kimini gemide kumanyasız ve susuz bırakırken, kimine ampute bir beden bırakıyor. Savaştan nefret ediyorum; çünkü savaşı çıkaranlar değil, yoksul halk onların emperyalist çıkarları için "vatan savunması" adı altında ölüyor. Onlar için vatan; petrol yatağı, altın madeni ya da ham madde... Peki, biz denizciler için neresi vatan, neresi gurbet? "...yollar bize memleket."